Ne Çin ne de Japonya ABD’nin yerini dolduramıyor

2 Ekim 2006 tarafından Mahmut Sancak

OECD’nin araştırmasına göre dünya ekonomisi sonbahardan itibaren yavaşlama dönemine girecek. Uzmanlar ABD’nin tüketim açığını kapatacak bir aday arıyor. Ancak görünen o ki ne Japonya, ne Avrupa ne de Çin bu açığı dolduracak çapta değil

Dünya ekonomisi son 4 yıldır aralıksız büyüdü. Ortalama yüzde 4.8 oranında gerçekleşen bu büyüme son 35 yılın en yüksek seviyesindeydi. Ancak rakamlara bakılırsa bu tablo değişmek üzere. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) haziran ayında yayımladığı öncül göstergeler oldukça düşük çıktı. Özellikle üretim konusunda ortalama 6 ay öncesinden fikir veren endeks haziran ayında yüzde 2.9’a geriledi. Aynı endeks mayıs ayında yüzde 3.7 olarak gerçekleşmişti. OECD’nin hesaplarına göre peş peşe üçüncü düşüşünü yaşayan endeks özellikle sonbahar aylarından itibaren dünya ekonomisinin yavaş yavaş soğuma dönemine gireceğine işaret ediyor. Bunun ilk işaretleri görülmeye başlandı bile. Dünya ekonomisinin motoru durumundaki ABD ekonomisinin büyüme hızı yavaşlamaya başladı. Bunun sonucunda 2004 yılına kıyasla yeni iş alanları yaratma oranı ülke çapında yüzde 35 geriledi. Diğer yandan finans çevrelerinden ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımında çok ileri gittiği ve ekonominin ani bir yavaşlama sürecine girmesine neden olduğu yönünde eleştiriler yükseliyor. Yüksek faiz hem yeni ev satışlarını hem de genel olarak ABD’li tüketicilerin tüketim arzularını kırdı. Uzmanları ise şu sıralar ABD’nin tüketim açığını kapatacak aday ülke arıyor. Ancak görünen o ki ne Japonya, ne Avrupa ne de Çin bu açığı dolduracak çapta değil.

RESESYON ENDİŞESİ

Fed son iki yıldan beri sürekli yükselttiği faiz oranını son toplantısında artırmayarak yüzde 5.25 seviyesinde bıraktı. Enflasyon ise son rakamlara göre 2006 yılı için yüzde 2.7 olarak hesaplanıyor. Rakam geçen sene aynı dönemde yüzde 2.6 seviyesinde bulunuyordu. Ancak bazı uzmanlara göre enflasyon oranının yüzde 3.2 seviyesine ulaşması sürpriz olmayacak. Diğer yandan ikinci çeyrekte ABD’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYİH) yalnızca yüzde 2.5 oranında arttı. Oysa bir önceki çeyrekte bu oran yüzde 5.6 olarak gerçekleşmişti. Bu düşüşte özellikle GSYİH’nin yüzde 70’ini sağlayan tüketici harcamalarının gerilemesinin büyük rol oynadığı belirtiliyor. ABD ekonomisinin bir diğer korkusu ise enflasyon. Açıklanan son rakamlara göre temmuz ayı üretici fiyatları (ÜFE) haziran ayına göre yüzde 0.3 oranında geriledi. Tüketici fiyatları (TÜFE) ise bir önceki aya kıyasla yüzde 0.2 oranında artış gösterdi. Bu artışın şubat ayından bu yana gözlemlenen en düşük ÜFE oranı olduğu ifade ediliyor. Ancak ABD ekonomisinin büyüme oranındaki yavaşlama eğilimi hem Fed hem de dünya ekonomisi açısından resesyon endişesini yeniden gündeme getiriyor.

Japonya’nın tüketimi

ABD’nin ancak üçte biri

Japonya ise ABD’nin aksine enflasyonu yükseldiği için sevinen ender ülkelerden. 2005 Kasım’ında yedi yıllık bir aradan sonra ilk defa yüzde 0.1 oranında yükselen enflasyon ülkenin deflasyon sürecinden çıkmaya başladığının işareti olarak değerlendirildi. Ardından Japon Merkez Bankası geçen temmuz ayında 6 yıllık bir aradan sonra ilk defa sıfır faiz dönemine de son vererek faizleri 0.25 seviyesine yükseltti. Bu gelişmede 15 yıllık resesyon döneminin sonu olarak kabul edildi. Ülkenin en büyük 100 şirketinin katıldığı bir araştırmada şirketlerin yüzde 60’ı Japon Merkez Bankası’nın mart ayına kadar faizleri yeniden yükselteceği yönünde görüş bildirdi. Ağustos ayında ise tüm gözler yeniden Japon Merkez Bankası’na çevrildi. Ancak banka, ABD Merkez Bankası FED’in faizleri yükseltmemesi üzerine faizlere müdahalede bulunmadı. Japonya’nın son ekonomik verilerine göre ise büyüme yıllık bazda yüzde 0.8, çeyrek bazda ise yüzde 0.2 düzeyinde gerçekleşirken ihracat rakamlarında yavaşlama gözlendi. Japon ekonomisinin bu yıl yüzde 2.5 oranında büyüyeceği hesap ediliyor. Uzmanlar Japonya’nın dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olmasına rağmen ABD’nin azalan tüketimini kapatacak seviyede olmadığına dikkat çekiyor. Gelen bilgilere göre bunun gerçekleşmesi için Japonya’daki tüketimin üç kat artması gerekiyor

Çin ekonomisi

hızla büyüyor ama…

Çin, ekonomisi en çok takip edilen ülkelerin başında bulunuyor. Dünyanın üretim merkezi haline gelen Çin ikinci çeyrekte yüzde 11.3 büyüyerek yeni bir rekora daha imza attı. Sanayi üretimi yüzde 17.7 oranında artarken enflasyon da yüzde 1.4’e yükseldi. Aynı dönemde ihracat yüzde 25 artarak 428 milyar dolara, ithalat ise yüzde 21’lik artışla 367 milyar dolara ulaştı. Çin’in ikinci çeyrek dış ticaret fazlası 61 milyar dolar oldu. Ancak Çinli yetkililer büyüme rakamlarının sürekli bu oranda tutulmasının mümkün olmadığını bildiği için ekonominin ateşini biraz düşürmeyi planlıyor. Pekin Hükümeti bunun için özellikle yabancı inşaat yatırımlarına kısıtlama getirmeye hazırlanıyor. Çin ekonomisi geçen yılı da yüzde 9.9’luk bir büyümeyle tamamlamıştı. Gayri Safi Yurtiçi Hasılası da (GSYİH) 2.25 trilyon dolara ulaşan ülke ekonomisi son üç yıl üst üste ortalama yüzde 10 oranında büyüyerek Fransa’nın ardından İngiltere’yi de geride bırakarak dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi oldu. Çin’in 2005 yılındaki ihracatı yüzde 28.4 artarak 762 milyar dolar, ithalat ise yüzde 17.6 artışla 660.12 milyar dolar olarak gerçekleşti. 102 milyar dolara ulaşan dış ticaret fazlası ise 2004 yılına oranla yüzde 219’luk bir artışa işaret ediyor. Çin’e yönelik 2005 yılı doğrudan yabancı yatırım oranı ise 2004’e oranla 0.5 düşerek 60.3 milyar dolar olarak gerçekleşti.

“Almanya, artık hasta adamı değil”

ABD’de hissedilen ekonomik yavaşlamadan en çok Avrupa Birliği’nin (AB) etkileneceği hesaplanıyor. Birlik, tüketim bakımından ABD’nin ardından gelmesine rağmen ekonomik büyüme bakımından büyük sıkıntı yaşıyor. Almanya, Fransa ve İtalya gibi AB’nin ağır topları tamamen ihracata bağımlı ekonomiye sahip. ABD’de tüketimin azalmasıyla birlikte ihracat rakamlarından önemli düşüşler bekleniyor. Bu durumun başta Alman ve Fransız ekonomisi olmak üzere AB’nin tamamını etkilemesi bekleniyor. Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel yaptığı açıklamada, Almanya’nın, bundan böyle Avrupa’nın hasta adamı olmayacağını söyledi. Merkel düzenlediği basın toplantısında, ekonomiyle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, Almanya’nın ekonomideki kötü gidişi atlattığını ve bundan böyle “Avrupa’nın hasta adamı” olarak tanımlanamayacağını belirterek, “Köşeyi döndüğümüzü düşünüyorum” dedi. Düşük büyüme yüksek işsizlik gibi sorunlarla mücadele eden Almanya’da son veriler, ekonominin bir toparlanma içinde olduğunu gösteriyor. Ekonomik büyümede ise son beş yılın en yüksek rakamları elde ediliyor. Merkel, Almanya’yı, Avrupa’nın en dinamik üç ekonomisinden biri durumuna getireceklerini söyledi.

 

GSYİH         2004   2005

ABD             3.9     3.2

Japonya       2.3     2.6

AB               1.8     1.4

Çin               10.1   9.9

 

Sanayi üretimi       2004   2005

ABD                       4.1     3.2

Japonya                 5.3     1.5

AB                         2.0     1.3

Çin                         31.2   29.5

 

 

İşsizlik         2004   2005

ABD             5.5     5.1

Japonya       4.7     4.4

AB               8.9     8.6

Çin               4.2     4.2

 

 

Enflasyon    2004   2005

ABD             2.7     3.4

Japonya       0.0     -0.3

AB               2.1     2.2

Çin               3.9     1.9

 

 

Takip etmek için e-posta adresinizi girin.

Kategoriler

Arşiv

Ekim 2006
P S Ç P C C P
« Eyl   Haz »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
%d blogcu bunu beğendi: