Geleceğin teknolojisi Axolotl’da gizli

28 Kasım 2005 tarafından Mahmut Sancak

Bilim adamları geleceğin teknolojilerini geliştirmek için olağanüstü bir canlıdan yardım alıyor. Axolotl adındaki bu hayvanın özellikleri insanın en çılgın hayallerini bile aşıyor

Hangi teknolojiler yeni ürünlerin önünü açacak? Acaba bu teknolojileri ilk önce kim keşfedecek. İşte geleceğin teknolojilerini geliştirmek isteyen bilim adamları yarının dünyasını tasarlamak için laboratuarlarda harıl harıl çalışıyor. Uzmanlar bu çalışmaları esnasında eski çağlardan kalma bir yaratıktan, “Axolotl” adlı bir hayvandan faydalanıyor. Meksika ve Peru gibi ülkelerde yaşayan bu canlı sıradan insanlar tarafından pek fazla ilgi görmese de Axolotl günümüz bilim adamlarının süper starı durumunda. Zira bu 25 santim boyundaki balık çok önemli bir özelliği var: Axolotl’un iç organları veya uzuvları herhangi bir kayıp halinde kendiliğinden gelişebiliyor. Örneğin genellikle göl ve nehir kıyılarında yaşayan bu hayvan bir saldırı sonrası kuyruğunu veya bacağını kaybedecek olsa yalnızca 2-3 hafta içerisinde kaybettiği uzvu yeniden ve aynı önceden olduğu gibi yeniden yerine geliyor. Hem de herhangi bir yara izi dahi olmaksızın!

Akvaryumdaki mucize!

İşte günümüz bilim adamları Axolotl’un bu özelliğini insanlara da aktarmak istiyor. Eğer hayvana bu özelliği katan mucize protein bulunur ve insan vücudu için kullanılabilir hale getirilirse kaza sonucu uzvunu yitirmiş olan insanlar için yeni bir hayat başlayacak. Ayrıca kalp krizi sonrası kaybedilen kalp kasları yeniden çalışır hale gelebilecek. Aynı şekilde beyinde meydana gelen sinir tahribatı sonucu oluşan Alzheimer ve Parkinson gibi rahatsızlıklar da sinirlerin önceki sağlıklı hallerine geri döndürülmesi sayesinde ortadan kaldırılabilecek. Yapılan yorumlara göre ‘yenileme metodu’ olarak adlandırılan bu devrimsel tıp teknolojisinin başarıyla hayata geçmesi durumunda sağlık alanında olduğu gibi ekonomik anlamda da büyük fırsatlar doğacak. Araştırma şirketi Cap Gemini’nin tahminlerine göre yeniden üretilebilen insan hücresi ve organ teknolojisi 2012 yılına kadar başlı başına 200 milyar dolarlık, şu an var olmayan yeni bir ekonomik sektör oluşturabilir. Ancak gelecekle ilgili yenilikler şüphesiz yalnızca tıp sektörüyle sınırlı olmayacak. Yarının teknoloji ve ekonomi dünyasına yön verecek yeni teknolojiler daha şimdiden laboratuarlarda geliştirilmeye başlandı bile. Ancak bilinmeyeni araştırmak hiç kolay değil. Buluşların ekonomik olabilmeleri için kısa zamanda bir sonuca ve bir ürüne dönüşmesi gerekiyor.

Silikonun sonu geldi

Örneğin birçok gelişmenin temelinde bulunan ve karmaşık hesapların yapılmasını mümkün kılan bilgisayar teknolojisinde de gelişmeler devam ediyor. Yapılan hesaplara göre Mevcut silikon teknolojisi 10-20 yıl daha kullanılacak. Bu teknoloji yardımıyla son 40 yıldan beri her iki senede bir yeni işlemciler piyasaya çıkıyor ve eski nesil işlemcilerin iki katı performans veriyor. Şirketler ve ev kullanıcıları bu ürünleri alarak sektörün canlı kalmasını sağlıyordu. Peki bu teknolojiden sonra ne gelecek? Mühendisler başta silikon kristalleri ve kuantum olmak üzere yeni nesil bilgisayarlarının temellerini şimdiden atmaya başladı. Bu arada otomobil üreticileri de hızla artan rekabet baskısına karşı koyabilmek için yeni çözümler arıyor. Hızla artan benzin fiyatları ve sera etkisi üreticileri yeni teknolojiler geliştirmeye zorluyor. Diğer bir ifadeyle daha az benzin kullanan, hatta mümkünse hiç benzin kullanmayan, ve çevreyi hiç kirletmeyen araçlar gerekiyor. Avrupa Komisyonu, üreticilerden 2008’e kadar araçlarını çevreye saçtıkları zararlı gazları dörtte bir oranında azaltmalarını istedi. ABD’nin Kaliforniya Eyaleti yönetimi ise 2006 yılı sonu itibariyle satılacak otomobillerin sıfır çevre emisyonuyla yani elektrikli araçlar (hibrid) olmasını istiyor. Aynı eyalet aldığı bu karar yardımıyla 2009’a araçların çevreye yaydıkları kirli gazları yüzde 30 oranında azaltmayı amaçlıyor.

Domates ilaç olacak

Aynı şekilde ilaç sektörü de büyük enerji tüketimine yol açan üretim metotlarından vazgeçmek zorunda. Sektöre gelecek için umut veren yeni teknolojilerin başında ise “yeşil” genetik uygulaması geliyor. Bu sisteme göre başta sebze ve meyve olmak üzere bitkilerin genetik yapısı değiştirilerek insan üzerinde ilaç etkisi yapması sağlanacak. ‘Pharming” adı verilen bu yeni teknoloji ile birlikte bilim adamları farklı bir tür tarım sanayisinin de temelini atmış olacak. Ancak bu konuda çevreci kuruluşların itirazları da yok değil. İlaç sanayisinin mücadele ettiği bir diğer konuda korsan ürünler. Sektör bu yüzden her yıl milyarlarca dolar kayba uğruyor. Ancak üreticilerin bu sıkıntısına çözüm olarak ise yine bilişim teknolojisi yetişiyor. Kısaca RFID (Radio Frequenz Idendifikation) adı verilen bu akılı etiketler korsan ürün konusuna çözüm olabilecek niteliklere sahip. Şu sıralar Avrupa’da büyük perakende zincirlerinde kullanılan RFID ürünlerin üretim aşamasından market rafına kadar uzanan zaman içerisinde geçirdiği tüm evrelere dair bilgileri tüketiciye sunuyor. Bu bilgiler üretici firma tarafından hazırlanan kodlarla akıllı etiketlere yüklendikleri için kopyalanmaları da mümkün olmuyor. Tüm bunlar biraz abartılı geliyorsa yazının başındaki Axolotl’u düşünün. Doğa aslında hiçbir şeyin imkansız olmadığını çeşitli örneklerle bize gösteriyor. Geriye kalan ise insanların bunların şifresini çözerek silah yerine fayda sağlayıcı ürünlere dönüştürmesi.

 

Hücre tedavisi ve

aşılacak engeller

 

İyi yönü: Kök hücreler insanlar için gereken yeni organların yetiştirilmesi için kullanılmak isteniyor. Böylece kişiye özel kalp kapağı, karaciğer, sinir hücreleri gibi organ yetiştirilmesi mümkün olacak.

 

Yapılan: Deri, kıkırdak ve kemik üretildi

 

Kötü yönü: Çözümü zaman alacak ahlaki tartışmalara neden oluyor

 

 

Tarlada vitamin

hapı yetişecek

 

İyi yönü: Sebze ve meyvelerin genetik yapıları değiştirilerek yendiğinde ilaç etkisi yaratacak hale getirilecek. Böylece tedavi için kimyasal maddeler yerine organik bir ürün kullanılacak. Yan etkiler azalacak.

 

Yapılan: Doğada bulunan mantar ve bakteriler laboratuar ortamında doğal antibiyotiklere çevrildi.

 

Kötü yönü: Çevre kuruluşları genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin tozlaşarak ekolojik dengeyi bozacağını düşünüyor.

 

 

Benzinin sonu geldi

yaşasın yakıt pilleri

 

İyi yönü: Yakıt pili adı verilen teknoloji yardımıyla araçlar çevreye zehirli gaz yaymaz hale geliyor. Araçlarda yanmalı motor olmayacağı için ses kirliliği de ortadan kalkıyor.

 

Yapılan: Başta Toyota olmak üzere bazı otomobil üreticileri yakıt pili teknolojisiyle çalışan orta sınıf arabaları yaptı.

 

Kötü yönü: Araçlar akü ve elektrik motorları yüzünden çok ağır hale geldi. Bu da daha fazla enerji harcaması anlamına geliyor. Ayrıca donanım çok büyük olduğu için mevcut teknikle küçük araba üretimi de oldukça zor.

 

 

 

 

Takip etmek için e-posta adresinizi girin.

Kategoriler

Arşiv

Kasım 2005
P S Ç P C C P
« Eki   Ara »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  
%d blogcu bunu beğendi: