Hasta etmeyin adamı!

27 Mart 2004 tarafından Mahmut Sancak

Cep telefonları zararlı mı değil mi? Hasta olur muyuz olmaz mıyız? Radyo dalgalarından önce bu tartışmalar hasta edecek bizi. Oysa biraz bilgi ve tedbir sıkıntılarımızı azaltabilir

Bugüne kadar 20 binin üzerinde “bilimsel” araştırma ve konuya özel inceleme yapıldı. Ama ortada hala kesin bir sonuç yok. Yerli ve yabancı yüzlerce bilim adamı işin peşinde. Çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Evet bu hafta teknoloji dünyasının en hararetli tartışmalarının yapıldığı cep telefonları, elektromanyetik dalgalar ve insan konusunu ele alacağız. Yazının hemen başında yapılan sayısız araştırmaya işaret ederek karşı karşıya olduğumuz bilmecenin zorluğuna dikkat çekmek istedim. Ancak raporlardan kesin bir kararın henüz çıkmamış olması hiçbir şey bilmediğimiz anlamına gelmiyor. Her araştırma yeni soruları beraberinde getirirken aynı zamanda bilinçlenmemizi de sağlıyor. Yazılıp çizilenler genellikle iki gruba ayrılıyor. Cep telefonunu destekleyen veya köstekleyenler. Okuduğunuz bu yazı iki gruba da girmiyor. Yazılış amacı kendim gibi sıradan ölümlüleri konu hakkında tarafsızca bilgilendirmek olarak özetlenebilir. Hemen konuya girelim:

TARTIŞMA KONUSU NEDİR?

Cep telefonları ve iletişimin yaygın olarak işlemesini sağlayan baz istasyonlarının çevreye zararlı ışınlar yaydıkları ve insan sağlığını tehdit ettikleri söylenir. Özellikle kanser, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve dolaşım bozuklukları gibi rahatsızlıklara yol açtığı düşünülür. Halk arasında fazla cep telefonu ile konuşulursa beynin ızgara köfte gibi pişeceği söylentisi dahi kulaktan kulağa yayılır. Peki işin aslı nedir? Cep telefonu ne kadar tehlikelidir? Kendimizi olası tehditlere karşı nasıl koruyabiliriz?

Cep telefonları ve baz istasyonları iletişim kurmak için karşılıklı radyo dalgaları gönderir. Bu tarz radyo dalgalarının insanları etkilediği daha 50 yıl önce bilimsel olarak kanıtlandı. Bu konuda bir tartışma söz konusu değil. Asıl tartışma cep telefonu kullanımı ile birlikte çok yakınımıza kadar taşınmış olan bu radyo dalgalarının kanser tahdidini artırıp artırmadığı. Önceleri en büyük elektro manyetik dalga kaynağı olarak görülen yüksek gerilim hatları, televizyon ve radyo antenleri yerleşim merkezlerinden uzaklarda ve yüzlerce metre yüksekte bulunmaktaydı. Bu bölgelerde yaşanmadığı sürece rahatsızlık tehlikesi nispeten düşük sayılıyordu. Peki ya şimdi? Etrafımız baz istasyonları ile sarıldı. Sakın farkında olmadan hastalanmayalım?

BAZ İSTASYONU VE GERÇEKLER

Temel olarak baz istasyonları birçok cep telefonuna erişim imkanı sağladığı için çevreye daha fazla elektro manyetik dalga saçar. Ve bu yüzden asıl tehdit unsuru olarak görülür. Oysa yapısal olarak baz istasyonları çok daha izole ve insanlardan da daha uzak yerlere konur. Ayrıca yansıtıcılardan uzaklaştıkça manyetik alan etkisi de hızla düşer. Baz istasyonunun bir metrelik kapsama alanı içerisinde ışıma yoğunken iki metre uzaklaşıldığında bu oran yüzlerce kat azalıyor. Bunun yanısıra baz istasyonlarına yerleştirilen antenler sinyalleri 360 dereceyle yani her yöne göndermez. Yalnızca baktığı yöne ve yatay olarak gönderir. Örneğin bina duvarına veya çatısına takılı bir yansıtıcının altına ve arkasına neredeyse hiç ışın gitmez. Yani ev içerisinde bulunan insanlar radyasyona maruz kalmaz. Ancak monte işlemi yapılırken karşı bina ile arada yeterli mesafe olmalıdır. Bu antenler çevreye çok az ışın saçmaları için özel olarak düşük enerjili olarak üretilmiştir. Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de kanunlar çerçevesinde belirlenmiş sınırlar arasında çalışan düşük ışımalı baz istasyonları kullanılıyor. İş cep telefonlarına gelindiğinde ise biraz değişiyor. Zira cep telefonları konuşma esnasında doğrudan tenimize temas ederek vücudumuzun en kritik bölgesi olan başımızı manyetik alan tehdidine maruz bırakır. Özellikle kulağa dayanmış bir telefon anteni ile beyin ve gözlerimiz arasında yalnızca birkaç santimin olması risk oranını baz istasyonlarına kıyasla çok daha artırıyor.

Radyasyonun kaynağı çok

Elektro manyetik alan dendiğinde akla ilk cep telefonu geliyor. Oysa evlerimizde saç kurutma makinesinden mikro dalga fırına kadar pek çok elektrikli alet etrafa elektro manyetik dalga saçıyor

Yaşadığımız çağın insan hayatına getirdiği birçok kolaylık var. Elektrik enerjisiyle çalışan sayısız ürün bunların başında geliyor. Ancak her teknolojinin ödenmesi gereken bir de bedeli oluyor. Bu bedelin adı elektro manyetik alanlar. Kullandığımız tüm elektrikli cihazlar etraflarına az veya çok ışın yayar. Bunlardan bazıları insan sağlığı için tehdit oluşturmazken bazıları da sağlığımızı tehdit eder. Bu yüzden manyetik alan tehlikesini yalnızca cep telefonlarıyla sınırlamak çok yanlış olur. Gelin soruna geniş bir açıdan bakalım: Elektro manyetik alana gama, röntgen ve güneş ışığı gibi çok farklı doğal ve doğal olmayan ışıma kaynakları girer. Bu ışınların farkı dalga boyu ve frekans farkından kaynaklanır.

DALGA BOYU, FREKANS?

Kullandığımız cihazların yaydığı ışınların tehlike boyutunu anlayabilmek için şu tanımlamayı dikkatlice okuyun: Elektromanyetik dalgaların bir saniyede yaptığı salınıma yani kendini tekrarlama sıklığına frekans denir. Frekansın ölçü birimi Hertz (Hz)’dir. Yani 1 Hz saniyede bir manyetik dalga tekrarı anlamına geliyor. 1 kHz (Kilohertz) saniyede bin tekrar, 1 MHz (Megahertz) saniyede bir milyon tekrar,1 GHz (Gigahertz)de saniyede bir milyar tekrar anlamına geliyor. Elektromanyetik dalgaların bir tekrarlamada aldıkları yola da dalga boyu deniyor. Bu kısaltmalar kullandığımız her elektrikli cihazın üzerinde yazar. Hz ölçüsü yükseldikçe cihazların insanları etkileme oranları da artar. Ancak yapılan araştırmalar bu etkilerin düşünüldüğü gibi kanser veya ur oluşumu gibi etkilerinin olmadığını gösteriyor.

GÜNEŞ’E DİKKAT!

Bu tür kanser riski taşıyan ışıma türüne iyonlaştırıcı veya kızıl ötesi radyasyon deniyor. Bulunduğu ortamla ise nükleer santraller ve çok güçlü manyetik alana sahip dev radarların olduğu bölgeler tarif ediliyor. Ancak her gün altında dolaştığımız enerji kaynağımız güneş de oldukça büyük bir manyetik alana sahip. Dünyanın sahip olduğu atmosfer sayesinde güneşin yaydığı çok tehlikeli kızıl ve mor ötesi ışınlar büyük ölçüde etkisiz hale geliyor. Ancak az da olsa belli bir bölümü dünyaya ulaşıyor. Özellikle yaz aylarında kumsalda yatarken cildinize süreceğiniz güneş kremlerinin sizi yalnızca yanmaktan değil aslında bu tür radyasyonlardan da koruyacağını unutmayın. Sürekli korunmasız cilde gelen güneş ışınları dikkat edilmediğinde insanı cep telefonunun yaydığı radyasyondan çok daha kötü etkiler.

TERMİK ETKİ NEDİR?

Cep telefonlarımız ve evlerimizde kullandığımız elektronik eşyaların yaydığı elektro manyetik dalgalar ise insan vücudu için doğrudan bir tehdit oluşturmuyor. Bedenimiz belirli miktara kadar radyasyonla kendi başa çıkabiliyor. Düşük seviyede de olsa uzun süreli manyetik alana maruz kalmak insan üzerinde “termik etki” yapıyor. Bu etkiyi şüphesiz hepimiz yaşadık. Nedir bu? İnsan vücuduna radyo dalgaları dokularımızın ısınmasına neden oluyor. Termik etkiye her bedenin tepkisi farklı olur. Ama başlıca göstergeleri baş ağrısı, kalp çarpıntısı, göz yanması ve baş dönmesi olarak özetlenebilir. Özellikle uzun süreli televizyon seyirleri veya bilgisayar karşısında geçirilen uzun saatlerin ardından bu tür şikayetleri genellikle herkes yaşar. Uzmanlara göre bu tür ışımalar doğrudan tehlikeli değil ama sürekli tekrar etmesi şüphesiz uzun vadede göz veya sinir rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Özellikle küçük ve gelişme çağındaki çocukların cep telefonları dahil “her türlü” manyetik alan yaratan cihazlardan olabildiğince uzak tutulmalıdır.

CEP’İN HİÇ ZARARI YOK MU?

Düşük ışımalı cihazlar kapsamına giren cep telefonlarında olayı farklı kılan telefonların vücuda yakın olması. Araştırmalar kulağa tutulan bir cep telefonunun özellikle kan dolaşımının yavaş olduğu göz gibi çok hassas organlarımız için zararlı etkilere yol açabileceğini gösteriyor. Uzmanlar ceplerin sağlığımızı etkilemesi için özel bir ölçüm birimi geliştirdi. Özgül Soğrulma Oranı (SAR) adındaki bu birim cep telefonuyla konuştuğunuzda dokularımız tarafından emilen enerji miktarını gösteriyor. İnsan sağlığını bozacak sınır değer olarak 2 W/kg olarak belirlendi. Yani: 10 gram insan dokusu en çok 2W/kg kadar ışıma kaldırabilir; daha fazlası zararlıdır. Cep telefonu üreticileri yeni ürünlerinin SAR değerini açıklıyor. Her üretici ambalajının üzerine basmıyor ama kullanım kılavuzlarında bu bilgiler yer alıyor.

 ÖNCE SAR SONRA KARAR

Ama siz yeni bir cep telefonu alacaksanız renginden ve boyundan önce ürünün mutlaka SAR değerini araştırın. Piyasadaki cep telefonlarının SAR değerlerini http://www.bfs.de/elektro/hff/oekolabel.html sitesinden bulabilirsiniz. Ve sakın telefonlarınızı oyuncak diye küçük çocukların eline vermeyin. Cep telefonlarının en tehlikeli bölgesi anten çevresidir. Ufaklıklarda her nedense en çok bu antenleri ağızlarına sokmayı severler. Belirli miktar radyasyonu yetişkin insan bedeni kaldırır ancak küçükler için durum değişik. Çocuğunuzu kendi ellerinizle böyle bir riske maruz bırakmak ister misiniz? Az veya çok, bu cihazlar etrafa ışın saçıyor. Uzmanlar henüz sağlık konusunda kesin bir sonuca varamadı ancak bu ışınların “vitamin” olmadığı da bir gerçek. Öyleyse özellikle cep telefonunun aşırı kullanımından kaçınarak olası tehlikelerden kendimizi ve sevdiklerimizi uzak tutalım. Hatırlayın cep telefonlarından önce de bir hayatımız vardı.

 

Radyasyon

hafife alınmaz!

  1.  Baz istasyonları okul, kreşler ve hastanelerden uzak tutulmalı.
  2. Bu bölgelerde cep telefonu da kullanılmamalı
  3. Cep alınırken SAR değerine dikkat edilmeli.
  4. Elektronik aksamın yoğun olduğu bina, bölge ve araçlarda cepler kapalı tutulmalı.
  5. Mikro dalga fırın gibi yüksek frekanslı cihazlar çalışırken 1 metre uzaklaşalım.
  6. Çocukların kullanmalarına izin vermeyelim.
  7. Televizyon ve bilgisayar monitörümüze uzak oturalım.

 

 

Ev aletlerinin mesafeye göre Radyo Frekansı gücü (Hz)

 

Uzaklık 15 cm. 30 cm. 60 cm. 120 cm.
Saç kurutma mak. 300 1
Çamaşır makinesi 20 7 1
Mutfakta
Blender 70 10 2
Kahve makinesi 10 7 2
Bulaşık makinesi 7
Mutfak robotu 20 10 4
Mikrodalga fırın 200 40 10 2
Mikser 100 10 1
Elektrikli fırın 9 4
Buzdolabı 2 2 1
Odalarda
Vantilatör 3
Ütü 8 1
Elektrikli ısıtıcı 100 20 4
Elektrik süpürgesi 300 60 10 1
Klima 3
Radyo/Kasetçalar 1
Renkli TV 7 2
Siyah beyaz TV 3
Büro aletleri
Fotokopi 90 20 7 1
Faks makinesi 6
Floresan lamba 40 6 2
Bilgisayar monitörü 14 5 2
Diğer
Pil şarj aleti 30 3
Matkap 150 30 4
Elektrikli testere 200 40 5
Kaynak: TÜBİTAK

 

Cep radyasyonundan

nasıl korunuruz?

  • Yakınınızda sabit telefon varsa cebinizi kullanmayın.
  • Ceple konuşmaları kısa tutun.
  • Çekimin kötü olduğu yerlerde konuşmayın.
  • Numarayı çevirince cihazı hemen kulağınıza götürmeyin.
  • Bağlantı sağlanıncaya kadar ekrana bakın.
  • Bağlantının yapılıp yapılmadığını ekrandan görebilirsiniz.
  • Bağlantı sağlanınca cebinizi kulağınıza götürün.
  • Telefon antenini yüzünüzden uzak tutun.
  • Mümkünse kulaklık kullanın.
  • Arabada mutlaka araç kiti kullanın.
  • Sık sık konuşma yerine kısa mesaj gönderin.
  • Ceplerinizi oyuncak diye çocuklara vermeyin.
  • Gerekmedikçe çocukları ceple konuşturmayın.
  • Mecbur kalırsanız “çok kısa” konuşturun.

 

Referans adresler

www.ncrp.com

www.radhaz.com

www.elecenergy.com

www.icnirp.de

www.impi.org

www.microwavenews.com

www.who.int

http://www.tubitak.gov.tr

Takip etmek için e-posta adresinizi girin.

Kategoriler

Arşiv

Mart 2004
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
%d blogcu bunu beğendi: