Hangi tip size uyuyor?

21 Ocak 2004 tarafından Mahmut Sancak

Cep telefonu almak için gerekçelerimiz de aynı tercihlerimiz gibi çok farklı olabiliyor. Örneğin kimisi cihazları kıyafetinin bir tamamlayıcısı olarak görüyor. Diğeri onları mesleki bakımdan işe yarar bir araç olarak değerlendirirken, bir diğeri ise kendini daha güvende hissettiği için bu cihazlara yöneliyor.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de cep telefonu kullanıcılarının sayısı hızla artıyor. Son rakamlara göre 30 milyonu aşan mobil telefon sektörü toplumun hemen her katmanından kendine müşteri buluyor. Tüm dünyada mobil telefon kullanıcı sayısı ise 1 milyarı çoktan aştı bile. Sayısız araştırma şirketi yaptıkları incelemelerde dünya üzerinde oldukça farklı kullanıcı profilleri tespit etti. Kimileri 3 farklı guruptan söz ederken diğerleri en az 10 gurup var diyor.

Moda cep kullanıcıları

Piyasaya yeni bir cep telefonu mu çıktı? Moda cep kullanıcısı ona derhal sahip olmalıdır. Fiyatı ve teknik özellikleri gibi konular ise hiç önemli değildir. Üzerinde konuşmaya bile değmez. Zira bu guruba giren kullanıcılar cep telefonunu yalnızca konuşmak için almazlar. Telefon tuttuğunuz, baktığınız, hakkında konuştuğunuz, her an yanınızda olan bir şeydir. Dolayısıyla cihaz her bakımdan insana mutluluk verebilecek özelliklere sahip olmalıdır. Moda cepçinin etrafı insanlarla doludur. Sportif, macera meraklısı bir kişiliğe sahiptir. Olağanüstü işlerin, yeni projelerin peşinde olan birini arıyorsanız onun yanında doğru adreste olursunuz. Daima gününü yaşar ve her şeyin tadını çıkarmasını bilir. Telefonunu evde unutursa (3 yılda 1 defa olabilir) yalnızlık ve terk edilmişlik duygusuna kapılarak acil tıbbi müdahaleye gereksinim duyabilir. Eğer onunla yollarınızı ayırmak istiyorsanız cep telefonunun tarzı olmadığını söylemeniz yeterli olacaktı

‘İş’ini bilen cep kullanıcısı

Öğrenciler, genç yöneticiler, girişimciler kısacası kariyer insanıdır kendisi. Cep telefonuna ‘ihtiyacı’ vardır. Onun için önemli bir cihazdır. Şık ve taşınabilir olması gerekir. Kesinlikle çok bilinçli bir kullanıcıdır. Cep telefonunu almadan önce cihazın tüm teknik özelliklerini inceler. Çok sayıda kaynağa baş vurur, kıyaslamalar yapar, arar, sorar ve bundan zevk alır. Teknoloji dünyasında daha yeni duyulmaya başlayan tüm yenilikler onun telefonunda mutlak suretle olmalıdır. Class 10 GPRS, Bluetooth, Infrared, HSCSD, MP3, MMS, LCD-Display gibi kelimeler ona yabancı değildir. Eğer bir telefon günün önemli haberlerini gerçek zamanlı ve görüntülü olarak ekrana getiremiyor ve eve geldiğinde gün içerisinde yapılan işlemleri herhangi bir şey yapmadan, ceketinin cebinden dizüstü bilgisayarına kendiliğinden aktaramıyorsa onun ilgisini çekme şansı yoktur. Telefonu istediğinde en yeni oyunları oynatıp en hareketli parçaları çalabilmelidir. Piyangodan kendisine piyasanın en yeni ve en popüler telefonu dahi çıksa, cihazda istediği özellikleri bulamadı takdire onunla oynaması için kedisine verecektir. Hayat ona göre iş, arkadaşlık ve daima olaylardan haberdar olmak demektir. Siz siz olun eğer böyle bir arkadaşınız varsa ona kesinlikle cep telefonu hediye etmeyin. Zira zevkini tutturma ihtimaliniz neredeyse sıfıra yakın.

Mantıklı cep kullanıcısı

Birçok insanın dahil olduğunu düşündüğü gurubun insanıdır kendisi. Cep telefonunu kullanma nedeni çok açık ve nettir: Gerektiğinde konuşmak ve insanların kendisine ulaşmasını sağlamak. Telefon seçeneklerinde ise daima akıl ve eğlencenin dengede olduğu cihazlara yönelir. Piyasadaki en yeni ve en popüler telefon onu ancak Liz Taylor’un iç çamaşırı kadar ilgilendirir. Mantıklı kullanıcı için cep telefonu yalnızca konuşmaya yönelik görevini yerine getiriyorsa alınmaya değerdir. Ekstra özellikler hamallıktan başka bir şey değildir. Sürekli birilerini arayıp durmaz. Ama aradığı zaman da enine boyuna konuşur. O telefonları modern hayatın bir parçası olarak görür. İnsana ev, iş ve boş zamanlarında yardımcı olan çok sayıda teknolojik cihazdan biridir yalnızca. Kendisi dost canlısı, sık sık insanlarla eğlenmeye giden ve kendine özen gösteren biridir. Ancak cep telefonunun hayatında sahip olduğu yer cebinde kapladığı alan kadardır.

Beyefendi cep kullanıcısı

Herkesin cep telefonu olduğu için beyefendi ve hanımefendi kullanıcılar da bir adet yanlarında bulundurur. Görmüş, geçirmiş insanlar olarak bu tür yeni yetme cihazlara bağımlı olduklarının düşünülmesini istemezler. Ancak teknoloji cahili hatta düşmanı olarak algılanmakta pek işlerine gelmediği için mecburen cepçi kervanına katılırlar. Toplumun genelini etkileyen popüler kültürün bir parçası olmak onları rahatsız eder. Mobil telefonlarının hem iş, hem de özel hayatta faydalı olduklarını bilirler. Ama önceleri, bu zırt pırt öten cihazların, faksların ve bilgisayarların olmadığı bir dünyada da başarılı ve gayet mutlu olduklarını hiç unutmazlar. Toplum içerisinde cep telefonu ile nasıl konuşulur en iyi onlardan öğrenirsiniz. Hastahane koridorunda “Aloo, aloooo, lan Osman maç kaç kaç?” diye kendini yırtan bir beyefendi asla göremezsiniz. Ayrıca cep telefonuna boşuna ‘CEP’ telefonu denmediğini çok iyi bildikleri için cihazlarını sürekli ceplerinde taşırlar. Topluluk içerisinde bir arada oturulduğunda beyefendi ve hanımefendiler telefonlarını masaların üzerine koymazlar. Adı üstünde beyefendi, hanımefendi…

Acil durum cep kullanıcısı

Aslında cep telefonuna hiç ihtiyaç duymazlar. Ancak özellikle kişisel emniyet bakımından ve cihazın getirdiği avantajlar yüzünden, ne olur ne olmaz diye bir tane el altında bulundururlar. Genellikle orta yaşın biraz üzerinde olan acil durum kullanıcısı çevresine karşı çok duyarlı olur. Trafikte cambazlık yapan bir sürücü görürse plakasını tespit edip hemen polise bildirir. Olmadık bir yerde duman belirirse tereddütsüz itfaiye çağırır. Trafik kazası sonrası insanlar kaldırıma dizilip aval aval araçları seyrederken o telefonuyla ambulans çağırır. Kendisi sorumluluk sahibi düz gün bir insandır. Her işin iyi ve kötü yönünü düşünür. Teknolojinin, dolayısıyla cep telefonu kullanımının da zararı olabileceği onu endişelendirir. Ama hem kendi hem de çevresindeki insanların güvenliğine olan katkısından dolayı cep telefonunu kullanmaya devam eder.

“Benim de var “ diyen cepçiler

“Herkesin var, öyleyse benimde olmalı” diyenlerin gurubu. Kişi cihazın anlam ve kullanım nedeni hakkında hiçbir fikre sahip değildir. Bu tarz bir ürüne sahip olmanın toplumsal bir zorunluluk olduğunu hayal eder. Cihazla birlikte ilgi odağı haline geleceğini düşünür. Her fırsatta cep telefonuna saldırır. Olur olmadık yerlerde telefon eder. Konuşurken sözlerinin en az 50 metre uzaklıktan rahatça duyulması için özel bir gayret gösterir. Sürekli arandığını ve çok önemli biri olduğunu göstermek için senaryolar hazırlar. Kendisini kimsenin aramayacağını bildiği için kendi telefonunu kendi çaldırır ve cevaplar. Konuşmaya genellikle şöyle başlar: “Kardeşim beş dakka rahat bırakmazsınız insanı yaaaa!” ve şöyle devam eder: “Bi işinizi de kendiniz halledin bee! Bu gurubun insanlarını ne yazık ki hemen her yerde görürüz. Onlarla mücadelenin en etkin yolu dikkate almamaktır. Zor ama etkili bir yöntem…

Cep kullanmanın adabı

Sayıları her geçen gün biraz daha artıyor. Üç beş veya on değil. Türkiye’de tam 30 milyon cep telefonu kullanıcısı var. Birbirimizin kafasını ütülemeden, damarına basmadan iletişim yapmayı öğrenmenin zamanı geldi. İşte işin incelikleri…

İnternet dahil hiçbir teknoloji cep telefonunun yaptığı gibi bu kadar kısa sürede dünyayı etkisi altına alıp insanların alışkanlıklarını değiştiremedi. Genci, yaşlısı, kadını, erkeği, Avrupalısı, Asyalısı hiç far etmedi herkes onun kapsama alanına girdi. Bugün insanoğlu, tarih öncesini bırakın, daha 20 sene önce bile aklına getiremediği çeşit ve nitelikte iletişim imkanına sahip. Bu teknolojiler yaşam kalitemizi arttırdığı gibi yepyeni deneyimler edinmemizi de sağlıyor. Her yeni deneyim kültürümüzü biraz daha zenginleştirirken bazıları da canımızı sıkabiliyor. Sorun her zaman olduğu gibi yine insanın kendisinden kaynaklanıyor. Kişinin çevresine olan duyarsızlığı en yüksek teknolojinin bile insana zaman zaman itici gelmesine neden olabiliyor. Evet, bu bölümümüzü cep telefonu kullanımı ile ilgili bazı uyarılara ayırdık. Toplum içerisinde cep telefonunun rahatsızlık verdiği hatta hayati tehlikeye yol açtığı olayları ‘nedenleriyle’ birlikte açıklıyoruz:

Uyarmak mı gerekiyor?

Cep telefonumuzun kesinlikle kapalı olması gereken yerlerin başında hastaneler geliyor. Yoğun bakım ünitelerinden, kalp pillerine, yapay dolaşım sistemlerinden solunum cihazlarına kadar çok hassas sayısız elektronik cihazın bulunduğu sağlık merkezlerinde cep telefonlarında dahil olduğu tüm mobil iletişim ve bilişim cihazları kesinlikle kapalı tutulmalıdır. Mümkünse hiç getirilmemelidir. Bizim fark edemediğimiz ancak cihazların sürekli yaydıkları elektro manyetik dalgalar hayati önem taşıyan hastane donanımının elektronik yapısına zarar vereceği gibi hatalı işlem yapmalarına da neden olabilir. Başarılı bir by-pass (kalp ameliyatı) ameliyatı geçiren hasta, koridorda cep telefonu ile yürütülen penaltı mı değil mi tartışması yüzünden hayatından olabilir. Eğer telefonunuzla konuşmanız gerekiyorsa bunu yapmak için hastaneden uzaklaşın. Hemen belirtelim hastanenin giriş kapısı yeterince uzak değildir. Orada yapacağınız bir konuşma duvarın hemen arkasında yatan ve erken doğduğu için yapay solum cihazına bağlanmış bir bebeğin soluğunu kesiyor olabilir. Unutmayın sağlık kuruluşlarında cep telefonunuzu kullanmazsanız ölmezsiniz ama kullanmakta ısrar ederseniz öldürebilirsiniz. Hem de birden fazla insanı!

‘Bi konuşiim kapatcam!’

Modern yolcu uçaklarının pilot kabininde pilotlar hariç hemen her şey dijital teknolojiyle çalışır hale geldi. Uçuş güvenliği ve konforunu sürekli denetleyen bu sistemler yine aynı teknolojiye sahip cep telefonları, CD çalar, DVD-VCD oynatıcılar gibi harici cihazların tehdidinde bulunuyor. Tüm uyarılara rağmen her uçuş öncesi uçağın içerisinde bulunan ve “bişi söyliip hemen kapatcam” diyen insanlara rastlarsınız. Hostesin telefonun kapatılmasında ısrar etmesi üzerine yolcu aynen şu cümleleri sarf eder: “Daha havalanmadık ki, yerde konuşmanın zararı yok” ?!

Oysa cep telefonları en yakın baz istasyonu ile iletişim kurmak için sürekli sinyal alış verişinde bulunur. Eğer telefon uzak olduğu için istasyondan zayıf sinyal alırsa bağlantıyı sağlam kurabilmek için normalden çok daha güçlü oranda manyetik alan yaratır. Bu durum uçak yerde de olsa havada da olsa aracın donanımına zarar verir. Dolayısıyla havalanmadan önce uçağın içerisinde yapılan bir konuşma, aracın arızalı olarak hareket etmesine ve havalanma esnasında ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabilir. İndikten sonra da cep telefonunuzu açmayın. Aynı uçağa sizden sonra binecek yüzlerce insanı düşünün. Terminale kadar sabredin.

Çakmağın var mı abi?

Hemen her benzin istasyonunda sigara içilmez işaretinin yanında bir de cep telefonu kullanılmaz uyarısı mevcuttur. Bunun nedeni benzin doldurma işlemi esnasında açığa çıkan ve alev almak için küçük bir kıvılcım bekleyen yanıcı gazlardır. Cep telefonunun içerisinde bulunan akü, cihazın yere düşmesi veya cebinize yerleştirirken yerinden oynaması sonucu büyük bir felakete yol açacak küçücük bir kıvılcım yaratabilir. Aynı durum aracınızın kapılarını uzaktan açmanıza yarayan kumanda anahtarınız için de geçerlidir. Ancak LPG gazının da dolum yapıldığı benzin istasyonlarında fosur fosur sigara içilen bir ülkede bu uyarıyı yapmamın ne tür bir mantığı var pek bilemiyorum ama ben söylemiş olayım sizde bilin.

Otobüsteyim sen nerdesin?

Cep telefonu en çok toplu taşıma araçlarında sıkıntıya neden oluyor. İnsanlar bir noktadan diğerine giderken zaman geçirmek için ceplerine sarılıyor ve aralıksız saatlerce konuşabiliyor. Oysa telefon zaman geçirme aleti değil, bir iletişim cihazıdır. Her şeye rağmen konuşmanız gerekiyorsa bunu uygun bir ses tonuyla yapabilirsiniz. Hemen belirtelim cep telefonlarının mikrofonları belirli bir seviyeye kadar sesi iletir. Telefonda diri diri yanıyormuş gibi haykırmak sesin aynı şiddetle karşı tarafa gitmesini sağlamaz. Tiyatro, sinema, müze ve ibadethanelerde de cihaz kapalı tutulmalıdır. Vaazın en hararetli anında çalacak çok sesli (polifonik) bir çiftetelli melodisi sıkı bir beddua yemenize neden olabilir. Restoranlarda, hele çok özel akşam yemeklerinde telefonunuzu mutlaka kapatın. Ve cebinizde tutun. Masanın üzerine koymayı ise aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Böyle bir hareket karşınızdakine şu mesajı verir: “Bal böreğim seni seviyorum ama telefonunu beklediğim kişi kadar değil”

Cebi kullanmanın

10 altın kuralı

  • Çok yüksek sesle konuşmayın.
  • Lafı gereksiz uzatmayın.
  • Sürekli açık tutmayın.
  • Restoranlar da masanın üzerine koymayın.
  • Telefonunuzu bırakıp gitmeyin.
  • Uzun uzun çaldırmayın.
  • Hastaneye girmeden kapatın.
  • Uçağa binmeden kapatın.
  • Direksiyon başında kullanmayın.
  • Çocuklarınıza oynaması için vermeyin.

 

Fransız usulü önlem

Dünyanın çeşitli bölgelerinde olduğu gibi Fransa’da da tiyatro, opera, veya sinemaya gelen izleyiciler gösteri öncesi cep telefonlarını kapatmaları yönünde uyarılıyor. Ancak bu uyarıya aldırmayan yada unutan birilerinin sürekli çıkması Fransız Hükümeti’ni harekete geçirdi. Yeni bir kanun hazırlandı ve yürürlüğe kondu. Yasaya göre kültür ve sanat merkezlerinde bina içerisine cep telefonlarının sinyal alması ve göndermesini engelleyen sinyal bozucu sistemlerin yerleştirilmesine izin verildi. Sanat severlere derin bir ‘ohhh’ çektiren kararın bazı sakıncaları da yok değil. Örneğin bina içerisinde acil durum söz konusu olduğunda cepler bir işe yaramıyor. Bu durumda çok az sayıda olan sabit telefonlara koşmak gerekiyor.

ABD’de cezası 50 dolar

Amerikalılar, Fransızların yaptığı gibi teknolojik bir çözüme gerek duymuyorlar. Onlar kütüphanelerinde dahil olduğu tüm kültür merkezlerinde cep telefonu çalan her kullanıcıya hiç tereddütsüz 50 dolar para cezası uyguluyor. Fakat cep yasağı yalnızca kültür merkezleriyle sınırlı değil. Toplum içerisinde sürekli çalan telefonlara duyulan tepki sonucu restoranlarda da bu yasak geçerli hale geldi. Aynı sigara içilmez yasağının uygulanması gibi bar, cafe ve restoranlarda her sigara içilmez işaretinin yanında bir de cep kullanılmaz işareti bulunuyor. Uyarılara kulak asmayana önce para cezası uygulanıyor. Hala cebini kullanmakta ısrar ederse kara listeye giriyor ve bir daha o mekana alınmıyor.

 

 

Takip etmek için e-posta adresinizi girin.

Kategoriler

Arşiv

Ocak 2004
P S Ç P C C P
« Ara   Şub »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  
%d blogcu bunu beğendi: